Eğitim • 5 dk okuma

2026 LGS YERLEŞTİRME VE DİĞER SAYISAL VERİLER

2026 LGS YERLEŞTİRME VE DİĞER SAYISAL VERİLER

2026 LGS’de 452 öğrenci bütün soruları doğru cevapladı. Sınava katılan 994.358 öğrenci içinde bu sayı yaklaşık yüzde 0,045’e karşılık geliyor. Başka bir ifadeyle, her 10 bin öğrenciden yaklaşık 4,5’i tam puan aldı. Bu çocukların başarısı elbette konuşulmalı. Fakat bir eğitim sisteminin değerlendirmesini bu kadar dar bir grubun sonuçlarına bağladığımızda, yüz binlerce öğrencinin nerede zorlandığını gözden kaçırıyoruz

13 Haziran’daki sınava 1.022.658 öğrenci başvurdu, katılım yüzde 97,23 oldu. Başvurduğu hâlde sınava katılmayanların sayısı 28.300. Bu farkın nedenini yalnızca toplam sayıdan çıkaramayız. Aynı uygulamada özel eğitim ihtiyacı bulunan 10.950 öğrenci için sınav tedbiri alınması, bunlardan 239’unun evde veya hastanede sınava girmesi de sınavın öğrenci koşullarına ilişkin başka bir yüzünü gösteriyor.

Çocukların önünde toplam 90 soru vardı. Türkçe, matematik ve fen bilimlerinden 20’şer; inkılap tarihi, din kültürü ve yabancı dilden 10’ar soru. Sözel bölümde 50 soru için 75 dakika, sayısalda 40 soru için 80 dakika verildi. Mola hariç 155 dakika. Soru başına hesaplandığında sözelde 90 saniye, sayısalda 120 saniye düşüyor. Bunlar her soruya ayrılması gereken sabit süreler değil, oturumların aritmetik ortalamaları.

Temsili bir örnek düşünelim. Öğrenci, sayısal bölümde çözemediği bir soruya sekiz dakika ayırıyor. Tek soruda oturum süresinin yüzde 10’unu kullanmış oluyor. Evde soruyu sonunda çözebilmesiyle sınavda kalan sorulara yetişebilmesi ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda. Deneme sonucuna bakarken “Kaç yanlışın var?” sorusunun yanına “Hangi soruda ne kadar kaldın?” sorusunu koymak bu yüzden işe yarar. Aynı yanlış sayısının arkasında farklı çalışma ihtiyaçları bulunabilir.

Derslerdeki genel tabloya gelince, MEB raporunun 15’inci sayfasındaki ortalama madde güçlüğü değerleri Türkçede 0,47, matematikte 0,28, fende 0,45. On soruluk testlerde inkılap tarihi 0,53, din kültürü 0,63, yabancı dil 0,44. Bu göstergede düşük değer, soruların daha düşük oranda doğru cevaplandığını ifade ediyor. Matematik, altı test içinde öğrencilerin en fazla zorlandığı alan.

Yuvarlanmış bu değerleri soru sayılarıyla çarptığımızda yaklaşık doğru cevap ortalamaları Türkçede 9,4, matematikte 5,6, fende 9; inkılap tarihinde 5,3, din kültüründe 6,3, yabancı dilde 4,4 ediyor. Bunlar rapordaki katsayılardan hesaplanan yaklaşık değerlerdir. Kesin ortalama veya net sayısı diye sunulamaz. Yine de 20 soruluk matematik testindeki güçlüğün büyüklüğünü anlatıyorlar.

Buradan “Çocuklar matematik bilmiyor” hükmüne atlamak kolay. Oysa bu tablo, hangi konunun öğrenilemediğini ya da yanlışların ne kadarının süre kullanımından kaynaklandığını tek başına söylemiyor. Bunun için soru düzeyinde inceleme gerekir. Bir öğrenci işlemi yapabiliyor ama problemde hangi işlemi kullanacağını seçemiyorsa, önüne aynı türden yüz işlem daha koymanın gerekçesini açıklamak zorundayız. Önce eksikliğin yerini bulmalıyız.

Doğru sayısıyla neti ayırmak da gerekiyor. LGS’de her testte yanlışların üçte biri doğrulardan çıkarılıyor. Örneğin 12 doğru, 6 yanlış ve 2 boş, 10 net yapıyor. Türkçe, matematik ve fenin ağırlık katsayısı 4; diğer testlerin katsayısı 1. Ancak bunlar soru başına sabit puanlar değil, standartlaştırılmış test puanlarına uygulanan katsayılar. Bu nedenle “Bir matematik sorusu her yıl kesin şu kadar puandır” hesabı güvenilir değildir.

Raporda okul başarı puanıyla sınav puanı arasındaki ilişki katsayısı da 0,79 olarak verilmiş. Bu, güçlü bir pozitif ilişkiyi ifade ediyor. Okul başarısı yüksek öğrencilerin sınav puanları da yüksek olma eğiliminde. Fakat bu sayı, okul notunu yükseltmenin tek başına sınav başarısına neden olduğunu veya her yüksek notlu öğrencinin aynı sonucu alacağını kanıtlamıyor.

Tam puan sayıları ise yıldan yıla değişiyor. 2023’te 562, 2025’te 719, 2026’da 452 öğrenci tam puan aldı. Son iki yıl arasındaki azalma yaklaşık yüzde 37,1. Bu değişimden doğrudan “Eğitim yüzde 37 geriledi” sonucu çıkarılamaz. En üst puandaki öğrenci sayısı, bütün grubun öğrenme düzeyini temsil etmez.

Yerleştirmede de sayıların hangi grubu anlattığını dikkatle okumak gerekiyor. Burada kullanılan veriler, 5 Ağustos 2026’da açıklanan ilk yerleştirme aşamasına ait. Merkezî ve yerel yerleştirme için tercih yapan 1.029.595 öğrencinin 963.322’si bir okula yerleşti. Oran yüzde 93,56. Aradaki 66.273 öğrenci, o aşamada yerleşemeyen grubu oluşturuyor; bunu nakiller sonrasında da açıkta kalan öğrenci sayısı gibi kullanamayız.

Sınav puanıyla öğrenci alan resmî okullarda 198.905 kontenjan vardı. Bu okullara 190.473 öğrenci yerleşti, 8.432 kontenjan boş kaldı. Doluluk yüzde 95,76. Ancak merkezî yerleştirme tercihi yapan öğrenci sayısı 368.261. Yerleşenleri bu sayıya böldüğümüzde yaklaşık yüzde 51,72 elde ediyoruz. Yani kontenjanların doluluk oranıyla tercih yapanların yerleşme oranı farklı hesaplar. Yüzde 95,76’yı öğrencilerin neredeyse tamamının sınavla alan bir liseye girdiği şeklinde okumak yanlış olur.

Üstelik 2025’te merkezî yerleştirme kontenjanı 200.025, bu okullar için tercih yapanların sayısı 346.023’tü. Bir yıl sonra kontenjan 1.120 azalırken tercih yapanların sayısı 22.238 arttı. Bu toplamlar her lisenin talebinin aynı ölçüde arttığını göstermez. Yine de tercih listesini önceki yılın koşulları hiç değişmemiş gibi hazırlamanın sakıncasını ortaya koyar.

Yerleşilen tercih sırası da ailelerin yaşadığı sonucu daha görünür kılıyor. Sınav puanıyla yerleşen 190.473 öğrenciden 56.961’i birinci tercihine girdi. Rapordaki oran yüzde 29,91. Yerel yerleştirmeyle yerleşen 772.849 öğrencinin ise 408.483’ü, yüzde 52,85’i, ilk tercihine yerleşti. Bu oranların paydası yerleşen öğrenciler; bütün başvuranlar değil.

Birinci tercihe yerleşmek sevindirici. Yine de tercih sırasını doğrudan memnuniyet ölçüsü kabul edemeyiz. Örneğin bir aile ulaşım veya barınma koşulları nedeniyle çocuğunun istediği okulu listeye hiç yazmamış olabilir. Böyle bir durumda listedeki ilk okula yerleşmek, çocuğun başlangıçta istediği eğitim ortamına ulaştığını kanıtlamaz. Bunu öğrenmek için öğrenciye sormak gerekir.

Yerel yerleştirmenin büyüklüğü de tartışmada hak ettiği yeri bulmalı. Bu yolla yerleşen 772.849 öğrenci, toplam 963.322 yerleşenin yaklaşık yüzde 80,23’ünü oluşturuyor. İlk yerleştirmede yaklaşık her beş öğrenciden dördü bu kanaldan bir liseye girdi. Yerel yerleştirmede 352.895 öğrenci Anadolu liselerine, 343.948 öğrenci mesleki ve teknik Anadolu liselerine, 76.006 öğrenci Anadolu imam hatip liselerine yerleşti.

Bu dağılım varken bütün eğitim tartışmasını birkaç yüksek puanlı lisenin taban puanına sıkıştırmak, öğrencilerin büyük bölümünün gideceği okulları konuşmamak anlamına geliyor. Mahalledeki lisenin öğretmen ihtiyacı, derslerin işlenişi ve öğrenciyi destekleme imkânı da tercih döneminin gündeminde olmalı. Ailenin elindeki liste kadar, o listedeki okulların sunduğu eğitim üzerinde durmalıyız.

Toplam kontenjan ile yerleşen öğrenci arasındaki fark da büyük: İlk yerleştirmede 1.259.614 kontenjanın 296.292’si boş kaldı. Genel doluluk yüzde 76,48, yerel yerleştirmedeki doluluk yüzde 72,86. Ülke toplamında boş yer bulunması, her öğrencinin bulunduğu yerde istediği okul türüne erişebildiğini göstermez. Bu sayıların ilçe ve okul türü düzeyinde incelenmesi gerekir.

Yeni eğitim yılı başlarken liselerin yapabileceği somut bir iş var: Dokuzuncu sınıfa gelen öğrencilerin temel becerilerini kısa çalışmalarla belirleyip eksiklere göre destek planlamak. Problem kurmakta zorlananla işlem hatası yapan öğrenciye aynı çalışma verilmeyebilir. LGS sonuç belgesi çocuğun dosyasına kaldırıldığında, o belgede görünen öğrenme ihtiyacı ortadan kalkmıyor. Asıl takip edilmesi gereken sayı, birkaç ay sonra bu öğrencilerden kaçının daha önce yapamadığını yapabilir hâle geldiğidir.

Kayseri’nin LGS hesabı: Sekiz tam puan, azalan fen lisesi kontenjanları

Kayseri’den sekiz öğrenci 2026 LGS’de bütün soruları doğru cevapladı. İl Millî Eğitim Müdürlüğünün açıkladığı bu başarı sevindirici. Aynı yıl, Kocasinan Rehberlik ve Araştırma Merkezinin tercih rehberindeki dokuz fen lisesinin toplam kontenjanı 840’tan 780’e düştü. Bir tarafta tam puan alan çocuklarımız, diğer tarafta 60 kişilik daralma var. Kayseri’nin LGS tablosunu anlamak için bu iki gelişmeyi birlikte konuşmak gerekiyor.

Kayseri’de sınav için 80 okulda 19.900 öğrenci vardı. Türkiye genelinde ise 1.022.658 başvurudan 994.358’i sınava katılımla sonuçlandı; katılım oranı yüzde 97,23 oldu. Ülke çapında 500 tam puan alan 452 öğrencinin sekizi Kayseri’dendi. Kayseri’nin tam puan alanlar içindeki payı yaklaşık yüzde 1,77. Ancak bu oran, şehrin genel başarı sıralamasını vermez. Bunun için bütün öğrencilerin sonuçlarına bakmak gerekir.

Çocuklar 90 soruyla karşılaştı. Türkçe, matematik ve fen bilimlerinde 20’şer; inkılap tarihi, din kültürü ve yabancı dilde 10’ar soru vardı. Sözel bölümün 50 sorusu için 75 dakika, sayısal bölümün 40 sorusu için 80 dakika ayrıldı. Toplam çalışma süresi 155 dakika. Bu hesap, sözelde soru başına ortalama 90 saniye, sayısalda 120 saniye anlamına geliyor.

Sınavın nasıl geçtiğini asıl anlatan verilerden biri, derslerdeki doğru cevap düzeyi. MEB’in Türkiye geneli raporunda ortalama madde güçlüğü matematikte 0,28, Türkçede 0,47, fende 0,45. On soruluk testlerde inkılap tarihi 0,53, din kültürü 0,63, yabancı dil 0,44. Bu göstergede düşük değer, soruların daha az öğrenci tarafından doğru cevaplandığını anlatıyor. Yuvarlanmış katsayılardan hesaplandığında yaklaşık doğru cevap ortalamaları matematikte 5,6, Türkçede 9,4, fende 9; inkılap tarihinde 5,3, din kültüründe 6,3 ve yabancı dilde 4,4 ediyor. Bunlar kesin net ortalamaları değil, rapordaki değerlerden yapılan yaklaşık hesaplardır.

Bu sayılar Türkiye’ye ait. Kayseri’nin matematik ortalamasının da 5,6 olduğunu söyleyemeyiz. Fakat şehirde sınava hazırlık çalışmalarını değerlendirirken şu soruyu sormak gerekir: Öğrencinin eksikliği konuyu bilmemesinde mi, problemi anlamasında mı, süreyi kullanmasında mı? Temsili olarak, işlemleri doğru yapan ama problemde hangi işlemi kuracağını bulamayan bir çocuğa daha fazla işlem ödevi vermek, asıl eksikliği gidermeyebilir.

Puan hesabı da ailelerin düşündüğü kadar düz ilerlemiyor. Her testte yanlışların üçte biri doğrulardan çıkarılıyor. Örneğin 15 doğru, 3 yanlış ve 2 boş, 14 net demek. Türkçe, matematik ve fenin ağırlık katsayısı 4; diğer derslerin katsayısı 1. Bu katsayılar standartlaştırılmış test puanlarına uygulanıyor. Dolayısıyla her yıl ve her ders için değişmeyen bir “soru başına puan” yok.

Kayseri’de tercih masasındaki en somut değişikliklerden biri fen liselerinde yaşandı. Melikgazi’deki Kayseri Fen Lisesinin kontenjanı 150’den 120’ye indi. Azalma yüzde 20. Pınarbaşı’ndaki Pazarören Mimar Sinan Fen Lisesinde 90 kişilik kontenjan 60’a düştü; burada azalma yüzde 33,3. Dokuz fen lisesinin toplamındaki 60 kişilik düşüş, önceki yıla göre yüzde 7,14 daralma anlamına geliyor.

Osman Ulubaş Kayseri Fen Lisesi ile Sümer Fen Lisesinin kontenjanları 120’şer kişide kaldı. Develi Borsa İstanbul ve Bünyan fen liselerinde 90’ar; Şehit Kübra Doğanay, Mustafa Koyuncu ve Tomarza fen liselerinde 60’ar kişilik kontenjan korundu. Merkezdeki üç fen lisesinin toplam kapasitesi böylece 360 oldu. Bunlar yeni öğrenci kontenjanlarıdır; okulların bütün sınıflardaki toplam öğrenci sayıları değil.

Kontenjan daralması, tercih yapacak aile açısından doğrudan hesaba katılması gereken bir değişiklik. Önceki yılın yüzdelik dilimine yakın olmak, aynı okula yeniden aynı koşullarda başvurulduğu anlamına gelmiyor. Okulun alacağı öğrenci sayısı değişmişse, geçen yılın tablosunu olduğu gibi kullanamayız. Elbette taban puandaki bütün hareketi de yalnız kontenjana bağlayamayız; öğrencilerin tercihleri ve sınavdaki puan dağılımı birlikte etkili olur.

2026 ilk yerleştirme sonuçlarını derleyen tablolarda Osman Ulubaş Kayseri Fen Lisesinin taban puanı 482,7403, Sümer Fen Lisesinin 473,6836, Kayseri Fen Lisesinin 463,2536 olarak yer alıyor. Yüzdelik dilimleri sırasıyla yaklaşık yüzde 0,50, yüzde 1,03 ve yüzde 1,81. Bu değerler, üç okulun aynı şehirde ve aynı okul türünde bulunmasına rağmen farklı başarı dilimlerinden öğrenci aldığını gösteriyor.

Burada aileler için öğretici bir ayrıntı var. Osman Ulubaş Kayseri Fen Lisesinin taban puanı 2025’te 483,2808 iken 2026’da 482,7403’e geriledi. Buna karşılık yüzdelik dilimi yüzde 0,63’ten yüzde 0,50’ye geldi. Puan biraz düşerken okul daha üst bir başarı diliminden öğrenci aldı. “Puanı düşmüş, girmek kolaylaşmış” yorumunun neden eksik kaldığını Kayseri’deki bu örnek açıkça anlatıyor.

Anadolu liselerinde Nuh Mehmet Küçükçalık 457,0065, Sami Yangın 449,0877, Nuh Mehmet Baldöktü 442,1333, Osman Ulubaş Köşk 434,8295, Sema Yazar 425,1573 taban puanla öğrenci aldı. İlk üç okulun ve Sema Yazar’ın 2026 kontenjanı 150’şer, Osman Ulubaş Köşk’ün 120 kişiydi. Bu beş okulun toplamı 720 kontenjan ediyor.

İlçelere doğru bakıldığında tablo genişliyor. Develi Borsa İstanbul Fen Lisesinde taban puan 411,7904, Bünyan Fen Lisesinde 400,5981, Yeşilhisar Şehit Kübra Doğanay Fen Lisesinde 389,6908 oldu. Yahyalı Mustafa Koyuncu Fen Lisesi 381,3770, Tomarza Fen Lisesi 373,0063, Pazarören Mimar Sinan Fen Lisesi 339,3949 puanla öğrenci aldı. Aynı “fen lisesi” başlığının altında oldukça farklı yerleştirme sonuçları var.

Bu farkları okulların eğitim kalitesinin kesin sıralaması gibi sunmak doğru olmaz. Taban puan, o yıl yerleşen son öğrencinin puanıdır. İlçenin konumu, ulaşım ve barınma koşulları da ailelerin listesini etkileyebilir. Örneğin merkezde yaşayan bir öğrencinin başka ilçedeki okulu değerlendirmesi, ailesinin pansiyon veya günlük ulaşım konusunda vereceği kararla birlikte düşünülmelidir. Puan tablosu bu kararın tamamını vermez.

Kayseri Kilim Sosyal Bilimler Lisesinin 2026 taban puanı 400,9657, Talas’taki Hidayet Aydoğan Sosyal Bilimler Lisesinin 388,1995 oldu. Her iki okulun kontenjanı 90’ar kişi. Sosyal bilimlere ilgi duyan öğrencilerin önünde bu iki okulda toplam 180 kişilik seçenek bulunuyordu.

Mesleki eğitim tarafında da ayrıca bakılması gereken sayılar var. Kocasinan RAM’ın rehberine göre Melikgazi Belediyesi Mehmet Altun Havacılık ve Uzay Teknolojileri Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin 2026 kontenjanı 48. Merkez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin uçak bakım alanında 30, Kayseri Kadı Burhaneddin Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin sağlık hizmetleri alanında 30 kontenjan bulunuyor. Bunlar okulun bütün alanlarının toplamı değil, belirtilen programların kontenjanları.

Mehmet Altun Havacılık ve Uzay Teknolojileri programının 2026 taban puanı 433,0527, yüzdelik dilimi yaklaşık yüzde 5,05. Bu sonuç, mesleki programların tamamını tek bir düşük puan grubunda değerlendiren yaklaşımın Kayseri’deki karşılığını sorgulatıyor. Öğrenciye okul türünün adıyla birlikte alanın derslerini ve devam edebileceği eğitim yollarını da anlatmak gerekiyor.

Türkiye genelindeki yerleştirme sonuçları, bütün bu tercihlerin nasıl bir sistem içinde yapıldığını gösteriyor. İlk yerleştirmede sınavla alan okulların 198.905 kontenjanına 190.473 öğrenci yerleşti, 8.432 yer boş kaldı. Doluluk yüzde 95,76 oldu. Yerel yerleştirmeyle 772.849 öğrenci bir liseye girdi. İki kanalın toplamında yerleşen 963.322 öğrencinin yaklaşık yüzde 80,23’ü yerel yerleştirmeden yararlandı. Bu oranlar Türkiye geneline ve 5 Ağustos’taki ilk yerleştirmeye ait; Kayseri’nin yerleşme oranları olarak kullanılamaz.

Kayseri’nin eğitim gündeminde sınavsız öğrenci alan liselere de daha fazla yer açılması gerektiğini düşünüyorum. Bir ailenin çocuğu yüksek puanlı birkaç okula giremediğinde, önündeki diğer okulları eğitim imkânlarıyla tanıyabilmesi gerekir. Kaç kontenjan bulunduğu kadar, o okulda hangi derslerin ve destek çalışmalarının yürütüldüğü de aile için somut bilgidir.

Şimdi Kayseri için ihtiyaç duyulan değerlendirme, bu okul tablolarını öğrencilerin öğrenme sonuçlarıyla bir araya getirmektir. İlçe bazında ders ortalamaları, ilk tercihe yerleşenlerin oranı ve nakiller sonrasında kalan boş kontenjanlar birlikte görülmeli. Fen liselerindeki 60 kişilik azalışın gerekçesi de bu tablonun içinde açıklanmalı. Sekiz öğrencimizin tam puanını kutlarken, sınavdan daha düşük puanla çıkan binlerce çocuğa gelecek yıl hangi okulda, nasıl bir eğitim sunacağımızın hesabını da yapabilmeliyiz

 

Tamer Öztürk

Tamer Öztürk

2002 yılından itiraberen eğitimci olarak eğitim hayatında olup sosyal bilimler alanında yüksek lisansını 2004 yılında tamamlamıştır. Çeşitli danışmanlık ve koçluk alanlarında danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Tüm yazılarını gör →