Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu
Çocuğun bir ebeveyn tarafından diğer ebeveyne karşı sistemli biçimde olumsuz yönde etkilenmesi sonucunda oluşan, duygusal açıdan karmaşık bir süreçtir. Genellikle boşanma veya yoğun çatışmalı aile yapılarında ortaya çıkar. Yabancılaştıran ebeveyn, çoğu zaman farkında olmadan çocuğa hedef ebeveynin kötü, güvensiz veya sevgisiz olduğu mesajlarını iletir. Bu mesajlar bazen açıkça söylenen cümlelerle, bazen de ima, tutum, yüz ifadesi ya da çocuğun hedef ebeveynle görüşme fırsatlarının kısıtlanmasıyla aktarılır.
Çocuk zamanla kendi duygularını anne ya da babasının duygularından ayıramaz hâle gelir. İçinde fark edemediği bir sadakat baskısı oluşur ve bu baskı onu bir ebeveyni reddederek rahatlamaya iter. Bu reddediş çoğu zaman çocuğun gerçek duygularını yansıtmaz; daha çok çatışmadan kaçınmak ve diğer ebeveynin sevgisini kaybetmeme çabasıdır. Bu nedenle çocuk, bir yandan sevdiği ebeveyne karşı olumsuz davranmak zorunda kalmanın suçluluğunu yaşar, diğer yandan bunu ifade edemediği için duygusal olarak karışır, içsel çatışmalar derinleşir.
Süreç uzadığında çocukta kaygı, güvensizlik, ilişki kurmada zorlanma ve kimlik yapılanmasında bozulmalar görülebilir. Hedef ebeveyn ise sebepsiz reddedilmenin yarattığı yoğun üzüntü ve çaresizlik duygularını yaşar. Yabancılaştıran ebeveynin tutumu çoğu zaman kendi duygusal yaralarından, öfkesinden veya ayrılık sürecini yönetememesinden kaynaklanır; böylece çocuk farkında olmadan psikolojik bir çatışmanın içinde taraf yapılır.
Erken dönemde fark edildiğinde profesyonel destekle çocuk ve ebeveyn arasındaki bağ onarılabilir. Terapide amaç, suçlayıcı bir yaklaşım değil; çocuğun duygusal güvenliğini yeniden sağlamak, gerçek duygularını ifade etmesine alan açmak ve ebeveynler arasındaki çatışmanın çocuğun omzundan alınmasını sağlamaktır.