İlişkiler • 5 dk okuma

ERGENLİKTE SEVGİLİLİK

ERGENLİKTE SEVGİLİLİK

ERGENLİKTE SEVGİLİLİK İLİŞKİLERİ

Ergenlik dönemi, insanın hem kendini hem de karşısındaki kişiyi tanımayı öğrendiği en yoğun dönemlerden biridir. Bu yaşlarda kurulan sevgililik ilişkileri çoğu zaman yalnızca “hoşlanma” ya da “birlikte vakit geçirme” anlamına gelmez; aynı zamanda sınır koymayı, güveni, saygıyı, hayal kırıklığıyla baş etmeyi, iletişim kurmayı ve duyguları düzenlemeyi öğretir. Araştırmalar, ergenlikteki romantik ilişkilerin gelişimin doğal bir parçası olduğunu; ancak ilişkinin niteliğinin, gencin ruh sağlığı ve sosyal gelişimi üzerinde belirleyici olduğunu gösteriyor. Destekleyici ve saygılı ilişkiler olumlu duygulanımı artırabilirken, yoğun çatışma, kıskançlık ve baskı içeren ilişkiler kaygı, mutsuzluk ve davranış sorunlarıyla bağlantılı bulunmuştur.

Öncelikle şunu bilmek gerekir: sağlıklı bir ergen ilişkisi, tarafların birbirinin hayatını tamamen kontrol ettiği değil; birbirinin varlığına saygı duyduğu ilişkidir. Bir genç sevgilisiyle konuşmak, görüşmek, paylaşım yapmak isteyebilir; ama bu istek, karşı tarafın telefonunu karıştırma, sosyal medya şifresini isteme, kiminle konuştuğunu sorgulama ya da arkadaş çevresine müdahale etme hakkı vermez. Özellikle dijital çağda, “Bana gerçekten değer veriyorsan konumunu aç”, “Niye mesajı gördün de cevap vermedin?”, “Bu fotoğrafı neden beğendin?” gibi cümleler kimi zaman romantik ilgi gibi sunulsa da araştırmalar bunların kıskançlık, dijital izleme ve elektronik flört şiddetiyle ilişkili olabileceğini gösteriyor. Gençler arasında yalnızca bir Instagram beğenisinin bile kıskançlık, öfke ve dijital saldırgan davranışları tetikleyebildiğini gösteren çalışmalar vardır.

Günlük hayattan basit bir örnek düşünelim: Bir lise öğrencisi, teneffüste karşı sınıftan biriyle konuşuyor. Sevgilisi bunu görünce gün boyu surat asıyor, ardından “Demek onunla konuşacak kadar rahatsın” diyerek imalı mesajlar atıyor. Akşam ise “Beni seviyorsan bir daha onunla konuşmazsın” diyor. Bu durum dışarıdan bakıldığında “kıskanıyor, demek ki seviyor” gibi yorumlanabilir. Oysa sağlıklı bir ilişkide kıskançlık duygusunun varlığı değil, o duygunun nasıl yönetildiği önemlidir. Kişi rahatsızlığını açıkça ifade edebilir; fakat baskı kuramaz, tehdit edemez, arkadaş seçme hakkını elinden alamaz. Ergen ilişkilerinde sorun çoğu zaman duygunun kendisinden değil, o duygunun kontrol etme aracına dönüştürülmesinden çıkar. Kıskançlık ve sözel çatışmanın ergen ilişkilerinde olumsuz dinamiklerle bağlantılı olduğunu gösteren çalışmalar da bunu destekler.

Bir başka önemli nokta, ilişkinin gencin tüm hayatını kaplamamasıdır. Ergenlik zaten kimlik gelişiminin merkezde olduğu bir dönemdir. Bu nedenle bir genç, sevgilisi olduğu için arkadaşlarından, derslerinden, hobilerinden ya da ailesinden tamamen kopmamalıdır. Sağlıklı ilişkiler, bireyin hayatını daraltmaz; aksine onun kendisi olarak kalmasına alan tanır. Sürekli “Ben mi önemliyim, dersin mi?”, “Arkadaşlarınla görüşeceğine benimle konuş” gibi talepler, ilişkinin sevgi değil bağımlılık zeminine kaydığını gösterebilir. Uzunlamasına çalışmalar, romantik ilişkinin kalitesinin ilerleyen dönem ruh sağlığı üzerinde etkili olabildiğini; özellikle yoğun stres ve problemli ilişki dinamiklerinin psikolojik iyi oluşu olumsuz etkileyebildiğini ortaya koymuştur.

Ergenlerin dikkat etmesi gereken en temel başlıklardan biri de iletişim biçimidir. Sağlıklı bir ilişkide taraflar birbirini küçük düşürmeden konuşabilir. “Sen zaten hep böylesin”, “Senden hiçbir şey olmaz”, “Ağlama ya, amma abarttın” gibi aşağılayıcı sözler zamanla duygusal şiddete dönüşebilir. Özellikle gençler bazen fiziksel şiddeti kolay fark eder ama alay etme, küçümseme, utandırma, sessiz cezalandırma, tehdit etme, ifşa ile korkutma gibi davranışların da zarar verici olduğunu geç fark eder. Ergenlerin sağlıksız ilişkileri nasıl tanımladığını inceleyen çalışmalar, gençlerin fiziksel şiddeti daha kolay tanıdığını; duygusal ve dijital şiddetin ise zaman zaman normalleştirilebildiğini gösteriyor. Ergen flört şiddetinin yüz yüze olabileceği gibi elektronik yollarla da gerçekleşebildiğini özellikle vurguluyor.

Burada ailelerin ve öğretmenlerin de önemli bir rolü vardır. Bir ergen, ilişkisi hakkında konuştuğunda hemen yargılanırsa ya da “Sen daha çocuksun, ne sevgilisi?” diye küçümsenirse yaşadığı problemi gizlemeye başlayabilir. Oysa araştırmalar, gençlerin zorlayıcı dijital ilişki deneyimlerini çoğu zaman önce akranlarına anlattığını gösteriyor. Bu da demektir ki ergenin etrafındaki yetişkinler ulaşılabilir, sakin ve dinlemeye açık olmalıdır. Genç, kendisini suçlanmadan ifade edebildiğinde hem daha erken destek alır hem de riskli davranışları daha kolay fark eder. sağlıklı ilişkilerin erken yaşlarda öğretilmesinin koruyucu olduğunu; duygu yönetimi ve sağlıklı iletişim becerilerinin özellikle önemli olduğunu belirtmektedir.

Bir ilişkide dikkat edilmesi gereken başka bir konu da mahremiyettir. Ergenler bazen yakınlık ile sınırsız erişimi birbirine karıştırabilir. Oysa kişinin özel alanı, sevgilisi olsa da devam eder. Örneğin bir genç, sevgilisinden kendisine fotoğraf göndermesini isteyebilir; ancak karşı taraf istemiyorsa ısrar etmek, suçlamak ya da “Beni sevmiyorsun demek ki” diye baskı kurmak sağlıklı değildir. Benzer şekilde özel konuşmaları ekran görüntüsü alıp arkadaş grubuna atmak, tartışma sırasında eski mesajları yaymak ya da partnerin fotoğrafını izinsiz paylaşmak ciddi bir güven ihlalidir. Dijital flört deneyimlerini inceleyen çalışmalar, hakaret, mahremiyet ihlali, söylenti yayma ve cinsel içerikli baskının gençler arasında görülebildiğini ortaya koyuyor.

Bilimsel çalışmaların gösterdiği önemli bir nokta şudur: her ergen ilişkisi zararlı değildir. Aksine, saygı, karşılıklılık ve duygusal destek içeren ilişkiler, bazı gençler için aidiyet ve öğrenme alanı oluşturabilir. Sistematik derlemeler, ergenlik ve beliren yetişkinlik dönemindeki romantik ilişkilerin iyi oluşla hem olumlu hem olumsuz yönde ilişkili olabildiğini; belirleyici olanın “ilişkinin varlığı” değil, “ilişkinin kalitesi” olduğunu vurgular. Yani mesele sevgililik yaşanması değil, bunun nasıl yaşandığıdır.

Peki bir ergen kendi ilişkisini nasıl değerlendirebilir? Şu sorular iyi bir ölçü olabilir: Bu ilişkide kendim gibi davranabiliyor muyum? Hayır dediğimde buna saygı duyuluyor mu? Arkadaşlarımla, ailemle ve derslerimle bağım devam ediyor mu? Sürekli tedirgin, suçlu ya da yetersiz mi hissediyorum? Telefonum, sosyal medyam, giyimim ya da arkadaş çevrem üzerinde baskı var mı? Tartıştığımızda konuşabiliyor muyuz, yoksa tehdit, küfür, aşağılama mı oluyor? Bu sorulara verilen cevaplar, ilişkinin sağlıklı mı yoksa yıpratıcı mı olduğunu anlamada çok değerlidir. Çünkü problemli ilişkiler yalnızca o anı etkilemez; ergen flört şiddetine maruz kalan gençlerde depresyon, anksiyete, madde kullanımı, antisosyal davranışlar ve intihar düşüncesi riskinin arttığı bildirilmiştir.

Sonuç olarak, ergenlikte sevgililik ilişkileri hayatın doğal ama hassas alanlarından biridir. Bu dönemde asıl öğrenilmesi gereken şey “birine sahip olmak” değil; birini severken saygıyı korumak, kendini kaybetmemek, sınır koyabilmek ve karşı tarafın sınırını kabul edebilmektir. Gerçek yakınlık; baskı, korku ve denetimle değil, açıklık, güven ve karşılıklı değer verme ile kurulur. Gençler için en sağlıklı yaklaşım, ilişkiyi hayatın merkezi değil bir parçası olarak görmek; sorun yaşandığında da bunu utanılacak bir durum gibi değil, konuşulması gereken bir deneyim gibi ele almaktır. Sağlıklı bir ilişki insanı küçültmez, susturmaz, yalnızlaştırmaz; tam tersine kendisini daha güvende, daha saygı görmüş ve daha net hissettirir.

Tamer Öztürk

Tamer Öztürk

2002 yılından itiraberen eğitimci olarak eğitim hayatında olup sosyal bilimler alanında yüksek lisansını 2004 yılında tamamlamıştır. Çeşitli danışmanlık ve koçluk alanlarında danışmanlık hizmetleri vermektedir.

Tüm yazılarını gör →