SANAT TERAPİSİ
Depresyona yakalanmış insanların, Sanat Terapisi, sanatsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için kullanılmakta olan yöntemlerin yardımı ile onların bu illetten kurtulmasını amaçlamaktadır. Sanat Terapisi, günümüzde, psikolog ve psikoterapistler tarafından kullanılmakta olan en ağrısız, hoş bir tedavi yöntemidir.
Günümüz psikolog ve psikoterapistleri Sanat Terapisi tekniklerini psikolojik sarsıntı, yakın ve sevdiklerin kaybı, kriz, stress, nevroz ve psikolojik devimsel bozukluklar, mevsim, logusalık dönemi depresyonları gibi oldukça geniş yelpazedeki farklı sorunların çözümünde kullanılmaktadır. Sanat Terapisi insanlara yaratıcı düşünmeyi, kişilik bozukluğunu önlemeyi, hayatın anlamını algılamayı öğretmektedir.
Yukarıda anlatılanlar dikkate alındığında, Sanat Terapisi, sadece tedavi yöntemi olmakla kalmamakla, bu illetin insanların Ruhuna ve vücuduna sinsice yaklaşmasını da önlemektedir. Bunun gibi durumlarda heykel yapmak, müzik dinlemek ya da oyun hamurlarından figürlerin yapılması en etkili vitamin yerine geçebilmektedir.
Yeri gelmişken Sanat Terapisinin oldukça etkili bir yönteminden bahsetmek gerekmektedir. İçinizde var olan bir korkuyu yenebilen bir nesne olarak, örneğin, portakal olarak resmedin. Diğer bir resimde ise kendinizi o korkunç portokalı yiyen birisi olarak resmedin. Sanatsal olarak hazırlamış olduğunuz yemekten sonra korku henüz size terk etmediyse onu başka bir meyve olarak resmedin ve yiyin. Böylece korku yok oluncaya kadar devam ediniz.
Bu yöntemin etkisinin temelinde yatan neden insanların Sanat Terapisi kullanarak resim yapma, oyun hamuru kullanma, müzik, fotograf, sinema parçaları, kitap, oyun, hikaye ve masallar üretme vs. yöntemlere başvurulmaktadır.
Sanat Terapisi uygulaması sırasında insanlar sözlü, yazılı ve diğer türden anlatım yöntemlerini kullanarak anlatamadıklarını, yani içinde bulundukları durumların, problemlerin, içlerindeki çatışmaların inceliklerini daha iyi anlatabilmektedirler. Özellikle bunun gibi yöntemlerin kullanılması söylemek istediklerini ifade edemeyenler, kekeme olanlar ve diğer bir türden konuşma engeli olan insanlar için kendi fantezilerini sanat vasıtasıyla daha iyi iletmeleri, dışa vurmaları için kolaylık sağlamaktadır. Kağıt üzerinde çizilen resim ya da çamurdan yapılmış olan figür, çoğu durumlarda konuşma sıkıntısı olan kişilerin konuşmasını hızlandırmakta ve bu süreci kolaylaştırmaktadır.
“Yaratıcılık sürecinde sözel ya da geleneksel etkileşim sırasında ortaya çıkmakta olan engelleyici etkiler bertaraf edilmekten ya da azaltılmakta olduğundan dolayı hasta bu süreç sonucunda kendi dünyasını, etrafında olup bitenleri doğru ve gerçekçi değerlendirebilmektedir. Sanat Terapisi yöntemleri, insanlar her bir resmi, heykeli yaparken kendisi tarafından yapılmakta olan eser hakkında pek fazla düşünmeden, kendiliğinden aklına gelenleri görselleştirmesi durumunda, onun içindeki “Benligini” yansıtmakta olduğu inancına dayanmaktadır. Üstelik bunun için basit santsal araç gereçler kullanmakta, ayrıca yaratıcılık faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi için daha önceden edinilmiş sanatsal deneyim ihtiyacına gereksinim bulunmamasıdır” (A. L. Venger, “Projeksiyon Yöntem”)
Sanatsal Terapi insanların beyaz kağıt üzerinde kalem ya da boya yardımı ile kendi hayatının yaşam gücünü uyarması, onları aktif hale getirmesi ve kuvvetlendirmesidir. Aktif Sanat Terapisi sırasında insanlar kendi şaheserlerini kendileri tarafından seçilmiş olan serbest konular üzerinde renk ve şekilleri kendileri seçerek renk damlaları, herhangi bir şekil, figür olarak yapmaktadırlar.
Sanat Terapisinde hastanın boyaları karıştırma yönteminden başlayarak onun şekilleri nasıl oluşturduğuna kadar her şey sanat terapisini yapana bilgi vermektedir. Çünkü hastalık sadece insanın bedeninde değil, ruhunda da yerleşmektedir, bundan dolayı da insanın kağıt üzerindeki fantezisi insan ister istemez onun hastalığını da belirtmektedir. Bu durumda onun neyi resmettiği değil, nasıl resmettiği önemlidir.
Eğer resimde herşey “akıyor” ise, resmin “suyu çıkmışsa” eserin yazarının konsantrasyon bozukluğunun olduğunu, hayat enerjisini toparlama, karar alma konularında zorluk çektiği görülmektedir. Genel olarak bu tür resimleri alerjik ya da sinir hastalıkları olan insanlar yapmaktadır. Bunun tam tersine yapılmış olan eserde net geometric çizgiler, şekiller ve kenarların olması basmakalıp kuralların esaretinde kalmış olan kişiliğe işaret etmektedir. Bu kişilerin mesleki hastalıkları damar sertliği, karaciğer ve mide rahatsızlığı olabilir.
Her bir hastalığın kendisine özgü olan renk ve ona göre de sanat terapisi yöntemi bulunmaktadır. Genelde hastalık “Soğuk” ve “Sıcak” olarak ikiye ayrılmaktadır. Hastalığın sıcaklığına bağlı olarak hastaya oylumlama, köür, pastel boya, siyah kale mya da boya türleri ile resim yapma önerilmektedir.
Damar sertliği, karaciğer sirozu gibi hastalıklar safra kesesinde ve diğer organlarda soğukluk, durgunluk, kemikleşme, uyuşma gibi iç süreçlerin gelişmesine neden olmaktadır. Bunun gibi durumlarda insanların içlerindeki buzlanmayı sıcak ve açık renklerin yardımıyla eritmesi gerekmektedir. Açık renkli suluboya ile resim yapma özellikle kalp, böbrek rahatsızlığı bulunanlara, ameliyat sonrası dönemde olanlara, özellikle de kanser hastalıkları olanlara tavsiye edilmektedir. Açık renklerin kanser hastalarına tavsiye edilmesinin nedeni bu hastalığın hem geçici hem de kalıcı olabilmesinden dolayıdır. İnsanlar resim yapmak azmiyle işe koyulduklarında hastalığa teslim olmadan, kendilerini toparlayabilirler, kendi iç enerjilerini hastalığa karşı koyabilirler ve zamanın geçmesiyle kendi hayatlarına olan görüş ve tutumlarını değiştirebilirler.
Sıcak hastalıklar iltihaplanma süreci ya da psikolojik bozukluklar sonucu ortaya çıkmakta olan hastalıklardır. Bu tür hastalıklara yakalanmış olanlar insanlara kırmızı ve sarı renkler tavsiye edilmektedir. İçimizde var olan sıcaklığı ise koyu renkler kullanarak grafik ya da oyumlama yaparak giderilmesi tavsiye edilmektedir.
Bununla birlikte, Sanat Terapisi kullanımı sırasında dikkat edilmesi gerekmekte olan bir “Amma” olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Bizim “Amma” dediğimiz sanat terapisinde başlanğıç nokta insanın o anda içinde bulunduğu durumdur. Eğer insan depresyondaysa, onun ruhunun kararmış olduğunu dikkate almamız gerekmekte olup, o anda ona açık renklerle güneş resmini yapmasını istememizin pek fazla bir anlamı olmayacaktır. Çünkü insan bunun gibi durumdayken güneşi hissetmeyecektir. Böyle durumlarda tedaviyi yapmakta olan hastaya kömür, siyah ya da mavi renkleri kullanmayı ve daha sonra yavaş yavaştan çok kez tekrarladıktan sonra sarı, pembe renkler yelpazesine geçmeye yönlendirecektir.
Sanat Terapisinde ASTIM hastaları için özel egzersizler bulunmaktadır. Nefes darlığı çekmekte olan bir hasta boğulma sırasında nefes alamamakta olduğunu düşünmektedir, ancak, işin gerçek uyüzü, onun nefes vermesinin zorlaşmış olmasındadır. Astım hastalığında kullanılmakta olan renkler lacivert ve mavinin farklı tonlarıdır.
Astımlıların sanat terapisinden yararlanmaları için her iki rengi bir birinin üzerine yirmi dakikalık bir süre içinde yavaş yavaştan vurmak yoluyla yapılan özel bir hareket geliştirilmiştir. Bunlardan bazıları açılan sarmal, salyangoz şeklinde ya da basamak şeklinde olabilir. Böylece insan kağıt ve renklerin yardımıyla nefes vermeyi öğrtenmektedir.
UYKUSUZLUK tedavisinde ise başka renkler kullanılmaktadır. Uyutucu renkler sarı ve mavi renklerin tonlarıdır. Bu renklerin kullanımında resim yapmanın güdümleyici özelliği merkezden etrafa doğru yayılmakta olan ışıklardır. Akıcı bir şekilde ışığın gölgeye doğru gitmesi kendine sarar, rahatlatır. Mavi renk sanki nefes almaya benzer ve kendisine çeker, nefes verme ise sari rankle olur. Benzer resimlerin yapılması korku ve nevrozlarda da tavsiye edilmektedir.
Sanat Terapisi sadece büyüklere yapılması durumunda yüksek verimlilik vermekle kalmamakta, aynı şekilde ergenler ve çocuklara yapıldığında da iyi sonuçlar vermektedir. Bu sanat insanın içinde var olan kuvvetleri ortaya çıkarmaya, kendine güven kazanmasına, gevşemesine ve olumsuz duygu ve düşüncelerden arınmasına yardımcı olmaktadır. Sanat Terapisi toplu olarak yapılması halinde insanlarda toplumsal hayatlarında önem arz etmekte olan bilgilere erişmesini sağlamaktadır.
Sanat terapisi ile uğraşma sadece yukarıda bahsettiklerimizle sınırlı kalmamakla insanların hafızasını arttırır, dikkatinin, düşünme yeteneğinin gelişmesine ve karar verme yatkınlığı kazanmasına yardımcı olur.
Sanat Terapisi kendi başına kullanılması halinde vermekte olduğu yararın ndışında diğer psikoterapi tedavi yöntemlerini ve yönlerini tamamlayıcı niteliğe sahip olmasıyla birlikte sağlık, eğitim ve terbiye sistemlerinde de tamamlayıcı rolü bulunmaktadır.
Sanat Terapisi ile uğraşılması için özel bir eğitimden geçmeye gereksinim olmaması bu tedavi yöntemine eğitimde, sosyal hizmette kendisine yer bulmasını sağlamıştır. Sanat Terapisi kişilerarası iletişim kurulmasında yardımcı olmasından, kendini ifade etme ve başkaları hakkında daha fazla bilgiye sahip olma konusunda yardımcı olmasından ötürü iş dünyasında kendisine yer bulabilmiştir.
Sanat Terapisi katılmak isteyen kişinin yaşına, durumuna, engeline nakmaksızın herkesin katılabilmesi için imkan tanımaktadır. Sanat Terapisi iyi bir topluma uyum sağlama yöntemidir. Genelde engelli insanların toplum içinde uyum sağlamalarının sınırlı olması bu yöntemi onlar için daha da önemli kılmaktadır. Engelliler iletişim eksikliği hissetmektedirler, sanat terapisi ise onlara aktif ve bağımsız şekilde toplumsal hayata dahil olmaları için imkan sağlamaktadır.
Sonuç olarak Sanat Terapisiyle ilgili bilgiyi toparlarsak, başlanğıçta klasik sanat terapisi yaratıcılık sanatının doğayı resmewtme, grafik, fotograf, resim yapma, oylumlama gibi görsel yöntemlerini kendinde toplamış olmasına bakmaksızın, günümüzde bir çığır daha da genişlemiş olup, kitap terapisi, maske terapisi, masal terapisi, drama terapisi, müzük terapisi, renk terapisi, kum terapisi, oyun terapisi gibi birçok yöntemleri geliştirmiş ve kullanmaktadır.
Sanat terapisi insanların sanata olan inançlarına dayanmakta olduğunu, onun insanları ressam ya da sanatçı yapmayı değil, onların psikolojik sorunlarını çözmeye yönelik olmasını hatırlatmakta, sizin de kendi bilinçaltınızda bulunanların bilincinizle bağlantı urmasını sağlamanızı ve kaybetmiş değil, kazançlı çıkmış bir insan olarak:
Kendinizi ve sizi çevrelemekte olan insanları tanımanızı,
Duygularınızı, umutlarınızı, korku ve kaygılarınızı, kuşku ve çatışmalarınızı sanatsal olarak gerçekleştirmenizi,
İnsanlarla olan ilişkilerinizi geliştirmenizi,
Kendiniz ve insanlar hakkında daha fazla yararlı bilgilere ulaşmanızı arzulamaktayım.